GALİBA ANNEMİN GÜZELLİĞİ BAŞINA BELA

Başımdan geçen olay, bundan
12 sene önce gerçekleşti. Ozamanlar bu konular hakkında hiçbir
şeye aklım ermiyordu tabii. Önce annemi anlatayım size: Annem 1.70 boyunda, 52 kiloda,
ince belli, küçük göğüslü, uzun bacaklı, harika güzel yüzü olan bir kadındır.
Bu olay olduğunda annem 31 yaşındaydı.

O gün annemle
alışverişe çıkmıştık. Bana bir şeyler
aldıktan sonra, annem de kendine üst baş alacaktı. Birkaç yer
dolaştıktan sonra küçük bir mağazaya girdik. İçerde esmer
uzun boylu yakışıklı bir adam vardı. Adam annemi
tanıyormuş, anneme ismiyle hitap edip karşıladı. Konuşurlarken
anladım ki, adam annemin liseden eski çıktığı imiş.
Oturup biraz muhabbet ettiler. Ben de can sıkıntısından
uslu uslu oturuyordum. Çaylarını içtikten sonra annem kendine
birşeyler bakmaya başladı. Gömlekler, tişörtler bakıyordu
ve deneme kabininde soyunup giyiniyordu. Kabin perdeliydi. Perdenin az bir
kısmı açık kalıyordu hep ve Kadir abi (Dükkanın sahibi
o adam) hiç kaçırmadan ordan annemi seyrediyordu. Ben de çok küçük
olduğum için bir şey diyemiyordum, hatta ne olup bittiğini
anlamış bile değildim.

En son annem üstüne bir
tişört beğendi ve altına etek bakacaktı. Kadir abi sürekli
etek çıkarıyordu ve denemesi için anneme veriyordu. Sonra da perdenin
o az açıklığından annemi seyrediyordu. Annem en sonunda bir
etek beğendi. Etek dizlerinin üzerinde ve dardı, yandan da derin bir
yırtmacı vardı. Annem, “Kocam böyle derin yırtmaca izin
vermez!” deyip, yırtmacı biraz kısaltmasını istedi. Kadir
abi annemin önünde eğilip yırtmacın olduğu bacağı
biraz öne çıkarmasını istedi. Annemin uzun ve ince
bacağı komple Kadir abinin önündeydi. Kadir abi ölçü alma bahanesiyle
annemin bacağını tutuyor, eteği ileri geriye çekiyordu. En
sonunda yırtmacın kısaltılamıyacağını
söyledi. Annem eteği beğenmişti ve çok üzüldü, çünkü babam öyle giyinmesine izin vermeyecekti.

Kadir abi anneme aşağıda
depoda daha çeşitlerin olduğunu söyledi ve “İnip bakalım
istersen?” dedi. Annem de o yırtmaçlı eteği çıkarmadan ve
tişörtle aşağıya inmeye başladı. Kadir abi yanıma gelip, “Ufaklık
bizi burada bekle, dükkana göz kulak ol, biz 5 dakikaya geleceğiz, müşteri
gelirse dükkanın kapalı olduğunu söyle, tamam mı?” dedi. Ben
de baş sallayıp, “Tamam!” dedim. Bir daha tembih etti, “Burada bekle,
tamam mı?” diye. Yine tamam dedim ve o da aşağıya indi. Ben
şüphelendim tabi ve merdivenlerden aşağı inmeye
başladım. Tam merdivenlerden inmediğimden, hafif kafamı
uzattım. Annemle Kadir abi aşağıda eteklere
bakıyorlardı. Daha doğrusu annem bakıyordu, Kadir abi de, o
dar etekle poposu belli olan annemin arkasından poposunu izliyor ve pantolonunun üzerinden sikiyle oynuyordu…

Kadir abi usulca anneme sokuldu ve arkasından annemi kavradı. Annem hemen, “Kadir napıyorsun, dur!” dedi. Kadir abi de, “Seni çok özlemişim!” dedi. Annem, “O günler lisedeydi, gençlik hevesiydi!” falan dedi. Kadir abi ise, “Çok özlemişim! Tadına bakmak istiyorum” diyerek, annemin boynunu, kulağını
ve yanağını öpüyordu. Annemi o kadar sıkı
kavramıştı ki, annem çırpınıyordu, ama Kadir abi
güçlüydü, annemi salmıyordu. Annem, “İkimiz de evliyiz, yapma, olmaz!”
diyordu. Kadir abi dinlemiyor, annemin boynunu ve ensesini öpmeye devam ediyordu. Şimdi de bir
eliyle annemin küçük göğüslerini tişörtün üzerinden sıkıyordu. Annem, “Yapma, çocuk var, gelir görür!” diyordu. Ama Kadir abi, “Gelmez gelmez, tembih ettim!” diyor, ellemeye devam ediyordu…

Kadir abi bir eliyle şimdi annemin
eteğini yukarı sıyırmış, bacaklarını
okşuyordu. Annem de yavaş yavaş zevke geliyordu galiba. Kadir
abi annemin başından bastırıp duvara doğru itti, annem
de elini duvara koyunca, Kadir abinin önünde domalmış oldu. Kadir abi
bir eliyle annemin kafasından bastırıyordu kalkmasın diye,
bir eliyle de annemin küldonu indirmeye çalışıyordu. Annem
kurtulmak istiyordu, ama Kadir abi annemin kafasından öyle
bastırıyodu ki, annem kafasını bile kaldıramıyordu.
Sonunda annemin külodounu dizlerine kadar sıyırdı ve kendi pantolonunu
çözdü, dizlerine kadar indirdi, koca sikini külodundan çıkardı…

İlk defa yetişkin
yarağı görüyordum ve gözlerime inanamamıştım. Kocamandı.
Kadir abi koca sikini başını tükürükleyip annemin amına az
sürttükten sonra yavaşca annemin amına soktu ve birden yüklendi. Herhalde
köküne kadar girmiş olmalıydı ki, annem birden irkildi. Kadir abi
annemin amında bir iki git gel yaptı ve elini annemin kafasından
çekti, iki eliyle belinden kavradı ve seri bir şekilde annemin
amına pompalamaya başladı. Annem gözlerini kapatmış,
hafif hafif inliyor ve dudaklarını ısıryordu. Kadir abi dar
eteği iyice annemin beline kadar sıyırdı. Annemin süt beyaz
teni vardı, gerçekten çok güzeldi. Yarrağının
başına kadar annemin amından çekip, annemin poposuna bir şaplak
vurdu ve poposunu iki eliyle biraz yoğurdu. Sonra tekrar annemin belinden
tutup yarağını kökledi ve hızlı hızlı
sikmeye başladı. Annem inliyordu. Kadir abi tam
boşalacağı zaman sikini annemin amından çıkardı
ve duvara doğru dölünü boşalttı…

Ben birkez daha şoktaydım, çünkü ozamana kadar döl nedir bilmiyordum ve o fışkıran sıvıyı ilk kez görüyordum. Annem aceleyle külodunu yukarı çekip, üstünü başını
düzeltirken, ben hemen yukarı kaçtım. Bir iki dakika sonra annem yukarı geldi ve acele soyunma kabininden kendi elbiselerini giydi ve dükandan çıktık. Annemin yüzü kıpkırmızıydı ve hiç konuşmuyordu. Benim ise aklım halen o fışkıran dölde kalmıştı. Eve
varınca annem hemen duşa girdi.

Annemin bu son sikişmesi değildi, bunun gibi birkaç olayına daha şahit oldum. Galiba
annemin güzelliği başına bela!

ÜFÜRÜKÇÜ HOCA

Üniversitede okurken, kendi grubum dışında da arkadaşlarım vardı haliyle. Fakat daha çok kendi aramızda zaman geçirirdik. Yine de, grubumuz dışından bir arkadaşımla da oldukça zaman geçirirdim. Liseden beri arkadaşımdı ve aslında ailelerimiz arkadaş olduğundan zamanında görüşmeye başlamıştık. Elif benden çok farklı biriydi aslında. Hanım hanımcık, hatta muhafazakar bir tarafı da olan biriydi. Ve istediği tek bir şey vardı; evlenmek. Özellikle zengin bir koca bulup, kendini sağlama almak istiyordu. Bunu da; daha okulun 1. sınıfındayken başarmıştı. Kendisinden 10 yaş büyük biriyle evlenmişti ve ailesinin bunu hiç itiraz etmeden kabul etmesi, hem bana, hem de çevredekilere şaşırtıcı gelmişti. Ama evlenmiş olmak Elif için yeterli değildi. Olabilecek en çabuk şekilde hamile kalmak ve evliliğini garanti altına almak istiyordu. Fakat 6 ay sonunda hala hamile kalamamıştı ve ara sıra ağlama krizleri geçiriyordu bu yüzden. Bir sürü doktora gitmesine rağmen, doktorlar Elif ile ilgili herhangi bir sorun bulamadılar. “Belki de eşinde bir sorun vardır?” dediğimde, bana o kadar kızıp bağırmıştı ki, 2 ay birbirimizi gördüğümüzde yüzümüzü çevirmiştik.

Aramızdaki küslük devam ederken, bir gün yanıma geldi ve beni inanılmaz derecede hayrete düşüren fikrini söyledi. Artık nereden duymuşsa; Polatlı’da bir hocanın adını almıştı. Bu (sözde) hoca; çocuk sahibi olamayanlara yardım ediyormuş ve Elif de ciddi ciddi gitmeyi düşündüğünü söyledi bana. O kadar şok olmuş bir haldeydim ki, bir süre sadece ağzım açık bakakalmıştım Elif’e. Sonrasında vazgeçirmek için ne kadar uğraşsam da Elif’i kararından döndüremedim. Benim de onunla gitmemi rica ettiğinde, en azından ona göz kulak olabileceğimi düşünerek bu teklifini kabul ettim. Sonuçta sağlıklı düşünemediği belliydi ve bu halde başına olmadık bir sürü iş açabilirdi.

Bahar şenlikleri haftasında benim arabamla Polatlı’ya doğru yola çıktık. Elif yolda sürekli teşekkür ediyordu bana, ama ben yine de üstümdeki sıkkın ruh halinden kurtulamıyordum. Kısa bir mesafe olduğundan Polatlı’ya varmamız 1 saat kadar sürmüştü. Fakat Elif’in elindeki adresi bulabilmek için daha fazla zaman harcamamız gerekti. Bir sürü yere sorduktan sonra Polatlı’nın biraz dışında, köy kılıklı bir kenar mahalleye girdik ve ara bir sokaktaki 2 katlı berbat haldeki bir evin önünde durduk. Kapının önü kalabalık sayılırdı ve kalabalık genelde başörtülü, hatta kara çarşaflı kadınlardan oluşuyordu. Daha o anda, (Ne işimiz var bizim burada?) diye geçirmiştim içimden, ama yinede arabadan inip Elif ile birlikte eve yöneldim…

Daha biz arabadan inerken bütün yüzler ikimize dönmüştü zaten. Oradaki tiplerle uzaktan yakından alakası olmayan ve oraya göre biraz fazla açık saçık giyimli (özellikle ben!) iki genç kadın, herkesin dikkatini çekmişti doğal olarak. Kalabalığın içindeki kadınlar, gizlemeye gerek duymadan bizi işaret edip aralarında konuşurken, aralarından geçerek evin kapısına vardık. Kapıyı bir kere tıklatmam yetmişti. Başörtülü, orta yaşlı bir kadın kapıyı açarak bizi içeri davet etti. Elif, hemen daha önceden aradığını belirterek, bir an önce içeri girmek istediğini söyledi. Ama evin içi de tıka basa doluydu ve içerideki koku pekte tahammül edilebilecek gibi değildi.

Kadın beklememiz gerektiğini söyleyerek bize oturmamızı söyledi. Tıklım tıklım odanın içinde oturacak yer olmadığından ayakta beklemeye başladık. Elif, çoktan bir eşarp çıkarmış ve başını örtmüştü. Yanımda eşarp getirmediğimden başım açıktı ve etraftakilerin bakışları, saklamaya gerek duymadan kınıyordu beni. İçimden Elif’e türlü hakaretler ederken sessiz kalmaya çalıştım. Elif ise sanki transa geçmiş gibiydi. Dudakları ses çıkarmadan kıpırdıyordu. İçinden dua okuduğunu anladım, ama aynısını yapmak için yeltenmedim bile. Ne de olsa iflah olmaz bir Deist idim ve dinlere inancım kendimi bildim bileli hiç olmamıştı.

O şekilde hemen hemen bir saat bekledikten sonra kadın yanımıza geldi ve hoca efendinin (!) bizi kabul edeceğini söyledi. Benim girmeme gerek olmadığını söylemeye çalıştığımdaysa, hocanın bize kapı aralığından baktığını, bende de kötü bir büyünün varlığını hissettiğini, ikimizi birden görmesi gerektiğini ve ikimiz birden girmezsek Elif’i de görmeyeceğini söyledi. Elif’in yalvaran gözlerle koluma asılması için yeterli oldu bu tehdit ve açıkçası, içeride karşılaşabileceğim şarlatanlığın beni ne kadar güldürebileceğini merak ederek hocanın yanına birlikte girmeyi kabul ettim. Fakat hiç bir şey beni içeri girdiğimde hissettiklerime hazırlayamazdı. Bunu, bugün bile açıklayamıyorum ve mantıklı bir açıklaması olduğunu da sanmıyorum. Daha içeri girer girmez sanki dizlerimin bağı çözülmüş ve bütün iradem elimden alınmıştı. Hafif bir baş dönmesiyle başlayan kontrol kaybım, adamın sesini duymamla artık tamamlanmıştı.

Hoca dedikleri adam 40’lı yaşlarında, çember sakallı, eğri burunlu ve delici mavi gözleri olan biriydi. Altında siyah bir şalvar, üstündeyse yıpranmış kareli bir gömlek vardı. Bağdaş kurmuş halde bize bakıyordu ve bizde sanki sahibinden izin isteyen köleler gibi Elif ile kapının ağzında duruyorduk. Eliyle girmemizi işaret ettiğinde yaklaştık ve yardımcısı olan kadın arkamızdan kapıyı kapattı. Hiç konuşmadan iki yanını göstererek oturmamızı söyledi. Dizlerimizin üstünde iki yanına geçtiğimizde bir süre hiç bir şey söylemedi. Sanki bir şeyler mırıldanıyordu, ama hiç bir şey anlamıyordum. Ara sıra durarak bize bakıyordu ve baştan aşağı gözden geçiriyordu bizi.

5 dakika böyle geçtikten sonra Elif’e dönerek, kötü varlıkların rahmini bağladığını ve bu bağı ancak kendisinin çözebileceğini söyledi. Elif’e baktığımda gözlerinde hem mutluluk, hem de hayranlık gördüm. Ama bu bana hiçte anormal gelmedi. Sanki bir rüyada gibiydim ve olanlar gayet normaldi. Adam sonrasında bana dönerek, benim de rahmime kötü varlıkların yerleştiğini ve bu durumu yine ancak kendinin çözebileceğini söyledi. Sonrasında bana çıkmamı söyleyerek, önce Elif ile ilgileneceğini söyledi. Hiç ses çıkarmadan kalktım ve dışarı çıktım. Kapının yanında beklerken kısa sürede içeriden zar zor ancak kapının dibinden duyulabilen sesler gelmeye başladı. Elif açık seçik inliyordu ve gelen sesler içeride aslında yapmamaları gereken bir şeyler yaptıklarına şüphe bırakmıyordu. Fakat o anda bile oradan kaçmak veya içeri girip Elif’i adamın ellerinden almak geçmedi içimden.

Daha 10 dakika geçmeden kapı açıldı ve Elif, yüzünde bir rahatlama ifadesiyle dışarı çıktı ve hocanın beni beklediğini söyledi. Cevap vermeden içeri girdim ve kapıyı kapattım. Adam, eliyle yanına oturmamı işaret etti. Çok kaba bir şekilde rahmimi kötü varlıkların işgal ettiğini tekrarlayarak, beni iyileştirmezse kısa sürede çok hastalanacağımı söyledi. Söyledikleri şu anda kulağa ne kadar inanılmaz geliyorsa, bana o anda, o kadar olağan ve inandırıcı geliyordu.

Adam uzanmamı söyleyince itiraz etmeden sırt üstü yere yattım. Adam tam karşıma gelerek elleriyle bacaklarımı araladı. İçimdeki o cılız ses hala kaçmam için beni ikna etmeye çalışsa da umursamıyordum. Tam bacaklarımın arasına geçerek yüzünü kasıklarıma yaklaştırdı. Külotumu yana çekerek bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bir yandan da ara sıra bacak arama üflüyordu ve nefesini vajinamda hissetmek, inanılmaz rahatlatıcı ve zevkli geliyordu bana. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra parmaklarını da işin içine soktu ve bütün bacak aramı, iki deliğimi de ihmal etmeden okşamaya ve parmaklamaya başladı. Zevkten inliyordum artık.

Bir süre daha böyle devam ettikten sonra, geri çekildi. Soran gözlerle baktığımda cebinden katlanmış, küçük bir kağıt parçası çıkardı ve bunu sürekli külotumun içinde vajinama temas eder şekilde tutmamı söyledi. Kağıtta çok güçlü bir büyü olduğunu ve bu büyünün rahmimdeki kötü varlıkları rahatsız edeceğini, ama tam iyileşebilmem için daha uzun süre onu görmeye devam etmemin gerektiğini söyledi. Sonrasında bana korunup korunmadığımı sordu. Bende doğum kontrol hapı kullandığımı söyledim. Hapları acilen bırakmam gerektiğini, bu tip hapların rahmi kötü varlıklara daha uygun bir hale getirdiğini ve yanına 15 günde bir, hatta bazen haftada bir gelmem gerektiğini söyledi. İnanılacak gibi değildi ama inanıyordum! Elimde değildi! Bütün iradem yerle bir olmuştu sanki ve bu pespaye adamın kölesiydim. Dediklerini itiraz bile etmeden kabul ettikten sonra, adamın, “Çıkabilirsin!” demesiyle birlikte kendimi dışarı attım ve karşımda Elif’i gördüm. Yüzündeki o tatmin ifadesi hala duruyordu ve aynı ifadenin benimde yüzümde olduğunu bilmem için aynaya bakmama gerek yoktu.

Adamın yardımcısı olan kadın, yüzünde pis bir sırıtışla yanımıza gelerek, haftaya gelmemiz gerektiğini ve (o günün parasıyla) 100’er Lira vermemiz gerektiğini söyledi. Gittikçe daha inanılmaz oluyordu durum. Hem taciz edilmiştik, hem de üstüne para vermeliydik. Ses çıkarmadan parayı verdikten sonra hızlıca dışarı çıktık ve arabaya atlayarak oradan ayrıldık. Yol boyunca hiç konuşmamıştık ilginç bir şekilde. Elif’i eve bıraktıktan sonra eve gidip olanları mantıklı bir şekilde düşünmeye çalıştım, ama aklımda kurduğum hiç bir şey mantıklı değildi. Açıkça o adamın beni becermesini istiyordum, gittikçe daha da artan bir arzuyla. Dediğini de yerine getirerek verdiği katlanmış ufak kağıt parçasını külotumun içine, tam vajinamın üstüne yerleştirdim ve onu tekrar görmeye gidene kadarda orada sakladım. Hemen ertesi gün doğum kontrol hapını da bıraktım ve bir haftanın geçmesini sabırsızlıkla bekledim.

Sonraki hafta geldiğinde, Elif, yine birlikte gitmemiz için aradı. Yolda tek kelime etmedik birbirimize. Ama sabırsızlandığımız ikimizin de yüzünden belliydi. Aynı yere gittiğimizde yine benzer şeyleri yaşadık, fakat bu sefer beni önce almıştı. Bu durumun Elif’i kıskandırdığı açık seçik belli oluyordu ama umursamamıştım. İçeri girdiğimde, adam uzatmadan kabaca soyunmamı emretti. Hiç itiraz etmeden üstümdeki her şeyi çıkardım. Adamın karşısında çırılçıplak öylece dururken kendimi inanılmaz güçsüz ve zavallı hissediyordum. Uzanmamı söylediğinde sırt üstü yere uzandım. Adam bacaklarımı iki yana iyice açarak araya girdi ve kalçalarımı kucağına aldı. Vajinam açık bir şekilde adamın önündeydi. Bir şeyler mırıldandıktan sonra sanki muayene edermiş gibi iki eliyle vajinamı ellemeye ve parmaklamaya başladı. Zaten daha soyunduğum anda ıslanmıştım, ama adam bunları yapmaya başladığında bacak aram artık yapış yapıştı.

Bir süre bu şekilde vajinamla oynadıktan sonra şalvarını çözdü ve bacaklarımın arasına geçti yine. Gözlerime inanamamıştım. Adamın penisi inanılmaz büyük ve kalındı. İçime girdiği anda nefesim kesilmişti. Bağırmamak için kendimi zar zor tutarken inliyordum. Kısa bir süre içimde hareketsiz kaldıktan sonra temposunu yavaşça arttırarak beni becermeye başladı. İçime her girişinde gözümde şimşekler çakıyordu, ama bir o kadarda zevk alıyordum. Yaklaşık 10 dakika gidip geldikten sonra içime boşaldı. Penisini çıkardığında vajinamın içinden adamın spermleri akıyordu ve sanki içimi oymuştu adam. Genişlediğimi hissediyordum. Kalkmak için yeltendiğimde, adam daha işinin bitmediği söyledi. Başucuma gelerek biraz önce içimden çıkan penisini ağzıma dayadı. 5 dakikalık oral seks sonunda yine aynı şekilde dev haline geri dönmüştü. Pozisyonu değiştirmeden bacaklarımın arasındaki yerini tekrar aldı ve içime bu sefer daha rahat bir şekilde girdi. İkincide, alıştığım için daha çok zevk alıyordum ve kasıklarımı sürekli ona bastırmaya çalışıyordum. Bu sefer daha uzun becermişti beni. Boşalması için yarım saate yakın içimde kalması gerekmişti ve yine aynı yoğunlukta boşalmıştı. İki boşalma sonunda içime o kadar çok boşalmıştı ki, adamın spermlerini gayet rahat hissediyordum. Veya bana öyle gelmişti, çünkü içimi yakmıştı.

Üstümden kalktığında içimi temizlemememi söyledi. Kendi elleriyle külotumu giydirdikten sonra spermlerinin iyileştirici gücü olduğunu ve 2 gün içimde kalmaları gerektiğini söyledi. Ben de, bu sanki çok normal bir şeymiş gibi itiraz etmeden kabul ettim. Eliyle kovar gibi çıkmamı ima ettiğinde sessizce dışarı çıktım ve Elif’in sabırsız bakışlarıyla karşılaştım. Kadın iznini alır almaz içeri girdi. Kısa sürede işi bitip çıktığında kıpkırmızıydı. Aynı şekilde yine kadına parayı verip, hızlıca arabama atlayarak Ankara’ya geri döndük.

Sonraki zamanlarda bu durum bir rutin haline geldi. Her hafta koşa koşa kendimizi o adamın kollarına atmak için Polatlı’ya gidiyorduk ve üstüne para veriyorduk. Sanki filmlerde anlatılan tarzda bir büyünün etkisi altındaydık ikimiz de ve bundan şikayet te etmiyorduk kesinlikle. Hatta adam beni bazı hafta sonları onunla kalmam için çağırdığında, eline yeni bir oyuncak geçirmiş bir çocuk gibi inanılmaz bir mutlulukla koşa koşa yanına gidiyordum ve hafta sonunu onun yatağında geçiriyordum. Sözde içimdeki kötü varlıklar kovuluyordu, ama asıl olan adam içimi sürekli spermleri ile dolduruyordu.

Beklenen olay kısa sürede oldu elbette. Ve uyanmamı sağlayanda ilginç bir şekilde bu oldu. Adama ilk gitmemizin üzerinden 3 ay geçtiğinde, adetim gecikmişti ve mide bulantılarım başlamıştı. Şüphelenmem için daha fazlasına gerek yoktu. Hemen bir doktora gittim ve 2 aylık hamile olduğumu öğrendim. Aslında durumun kafama dank etmesini sağlayan bu da değildi. Hemen koşa koşa adamın yanına gittim. Adam bana rahmimde hayırlı bir varlık olduğunu ve kesinlikle doğurmam gerektiğini söyledi. Bu sözleri duyar duymaz uyandım! Fakat itiraz etmeden söylediklerini kabul ettiğim yalanını attım ve hızlıca oradan çıktım. Daha oradan çıktığım anda Elif’i aradım ve onunda aynı durumda olduğunu, 2 gün önce adamla görüştüğünü öğrendim. Tek fark Elif uyanmış değildi! Yanına nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. O kadar hızlı kullanıyordum arabayı ki, göz açıp kapayana kadar Elif’in yanına varmıştım sanki.

Ve Elif’i uyandırmam neredeyse 1 haftamı aldı. Uyanması için adamın bana yaptıklarını detaylı bir şekilde anlatmam gerekmişti. Her anlattığımla yüzündeki hayal kırıklığı artan Elif, sonunda kürtaja ve bir daha o adamı görmemeye ikna olmuştu. Neredeyse kürtaj olamayacak haftanın sınırında ikimiz de zar zor ayarladığımız bir doktor sayesinde kürtaj olmuş ve içimizdeki Veled-ül Zina’larden kurtulmuştuk.

Sonrasında adam beni aramaya ve mesaj atmaya devam etti. Benden cevap alamadıkça attığı mesajlar tehdit içerikli olmaya başladı. Nasıl çarpılacağımdan ve nasıl yanacağımdan bahseden mesajlardı genelde. Ben de sonunda numaramı değiştirerek bu sorunu çözmüştüm. Elif’e sorduğumda onu da aradığını öğrendim ve Elif cevap vermediğini söyledi. Fakat bu olaylardan sadece 4 ay sonra Elif tekrar hamile kaldı. Ve o zaman benden gizli bir şekilde o adama gittiğini düşündüm. Sanırım karnındaki o adamın çocuğuydu. Zaten bu olay üstüne de, çok kısa bir zaman dilimi içinde Elif’le görüşmelerimiz iyice azalarak sonunda tamamen bitti.

Ara sıra halen ortak arkadaşlarımız sayesinde Elif’ten haber alıyorum ve Facebook’ta çocuğunun birkaç resmini gördüm; aynı eğri burun ve aynı delici mavi gözler!

16 YAŞIMDAYKEN 31 ÇEKTİRDİĞİM YARAK

Merhaba sevgili 31 Seks Hikayeleri okurları. Ben Merve, şuan 28 yaşında ve evli bir kadınım. Eşimle aramız gayet iyidir, cinsel yönden de bir sorunumuz yok. Bu ilk paylaşımımın konusu, 16 yaşımdayken cinsellikle ilk tanışmam ve ilk gördüğüm ve 31 çektirdiğim yarak. Güzel birisi olduğumu çocukluğumdan beri etrafımdaki herkesten duyarım. Daha ozamanlar etrafımdaki birçok kişiden, “Çok canlar yakacak bu kız!” dendiğini duyardım ve çok hoşuma giderdi. Ama erkeklerin benden daha bukadar erken hoşlanmaya başlayacağı aklıma gelmezdi.

Çok zengin olmayan bir ailem vardı. İzmir’de ‘Kenar mahalle’ tabir edilen bir muhitte yaşıyorduk. Ben 16 yaşıma yeni girdiğimde, sokağımızda yaşıtım sayılabilecek çok kimse yoktu. Genellikle benden birkaç yaş daha büyük çocuklar vardı. Zamanla onlarla oynamaya ve arkadaşlık etmeye başlamıştım. Annem babam çalıştığı için geç saatlerde eve dönerlerdi ve ben evde yalnız kalırdım. Evde oturmaktan çok sıkıldığım için de, geç saatlere kadar sokakta oyun oynardım. O saatlerde sokaktaki diğer çocuklar genelde evlerinde olurlar, daha büyük çocuklar, genelde de ‘Abi’ dediğim erkekler kalırdı sokakta. Yine böyle bir gün bu abilerle sokakta saklambaç oynarken, sokağımızdaki bir evin bahçesine saklandım ve beklemeye başladım. Farkında olmadığım şeyse Soner abinin de aynı bahçede saklanıyor olmasıydı. Ben onu farketmemiştim, ama o beni görmüş, sessizce bana seslendi, “Merve! Napıyorsun orda? Yakalanacağız şimdi, gel buraya!” diye. Ben de yanına gittim. Gerçekten de Soner abi iyi bir yerde saklanıyordu…

Yanına gittiğimde ikimizin anca sığabileceğı bir yer olduğunu farkettim ve yanına sıkıştım. Bana, “Napıyorsun sen burda? Başka yermi yok saklanacak?” dedi. Ben de, “Nerden bileyim senin burda olacağını Soner abi?” dedim ve ikimiz de sustuk. Yan yana öyle otururken, oyundaki ebenin yanımıza yaklaşıp bizi bulmaya çalıştığını gördük ve biraz daha birbirimize yaklaşarak gizlenmeye çalıştık. Fakat bu arada Soner abinin elinin üstüne oturmuştum, birden irkildim, ama yakalanmamak için ses çıkaramadım. Aynı şekilde Soner abi de şaşırmıştı, ama ses çıkarmıyordu. Ogün de altımda ince bir şort vardı ve eli tam amımın altındaydı. İçim bir tuhaf oldu birden ve kalkmaya çalıştım. Tam elinin üstünden kalkmıştım ki, ebe arkasını döndü bizim tarafa bakmaya başladı ve ben aynı hızla tekrar Soner abinin elinin üstüne oturdum. İstemeyerek olmuştu, ama mütiş de hoşuma gitmişti. Birbirimize baka kaldık. Çok heycanlanmıştım, sanırım o da öyleydi. Ebe uzaklaşınca, “Pardon Soner abi!” dedim elinden kalktım. “Önemli değil Merveciğim!” deyip elini çekti. O gün birdaha konuşmadık Soner abiyle ve annemlerin işten gelme saatinde ben oynamayı bırakıp eve gittim. Gece yatağıma girince o andaki aldığım zevk aklma gelmişti, o anları düşünürken, elim amımda uyumuşum.

Birkaç gün sonra yine aynı ekip saklambaç oynamaya karar verdik ve ben o günü anımsayıp yine aynı yere yöneldim. Aslında Soner abinin orda saklanacağını bildiğim için oraya gitmiştim. Tahminimde yanılmamışım, yine aynı yerdeydi. “Soner abi, sen yine mi burdasın?” dedim ve yanına yaklaştım. “Sus otur hemen yakalanmadan!” dedi. Ama heycanlı bir hali vardı. Oyundaki ebe yine bize yaklaşmıştı ve biz birbirimize sokulmaya başladık. İçim yine kıpır kıpır olmuştu, ama birşey yapmaya cesaretim yoktu. Soner abi birden, “Bu böyle olmayacak, yakalanacağız! Biraz daha yaklaş!” dedi. Biraz daha sokuldum ona. Teninin kokusu beni heycanlandırıyordu, ama geçen sefer eline oturmam daha heycanlıydı. “Soner abi, istersen kucağına oturayım, ozaman göremez bizi!” dedim ve kucağına oturdum. Bu hareketime çok şaşırmıştı, ama birşey demedi…

Soner abinin kucağında otururken popomun altında bir hareketlenme hissettim. Sanırım o da etkilenmiş ve siki sertleşmeye başlamış, popomu zorluyordu. Harika bir histi bu. Benden yaşça büyük bir erkeğin sikini popomda hissediyordum ve çok sertti. Sikini amımda da hissetmek istedim ve biraz öne eğilip popomu hafif kaldırarak kucağına iyice yerleştim. Başarmıştım, amım tamda sikinin üstündeydi. O da, “Kıpırdama Merve, yerimiz belli olacak!” falan deyip, beni kendine doğru çekiştiriyordu. Tabi bu bahaneydi, beni hareket ettirip, sikinin üstünde gidip gelmemi sağlıyordu. Ve bu da beni delirtiyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra amım karıncalanmaya ve gözlerim kaymaya başladı. Soner abinin sikine sürtünerek orgazm oluyordum. Kendime geldiğimde zorda olsa kalktım kucağından. Soner abi, “Dur kız, nereye? Yakalancağız!” dedi. Demek ki o halen sürtünmeye devam etmek istiyordu, ama nedense ben devam etmek istemedim ve “Soner abi, hadi gel başka yere saklanalım!” dedim. Soner abi ise (herhalde kalkan sikini göreceğimi düşündüğü için olsa gerek), “Yok, sen git, ben burdayım!” dedi. “Tamam!” deyip yanından ayrıldım. O gece amım hep ıslaktı ve yine yatağımda yatarken Soner abiyle yaptıklarımı düşünüp, amımla oynayarak uyudum.

Ertesi gün öğlen sıcağı olmasına rağmen sokağa çıktım. Sokakta kimsecikler yoktu. Öylesine boş boş dolanırken, Soner abinin, “Şşşşt, napıyorsun bu sıcakta kız?” demesiyle o yöne baktım. Evlerinin balkonundan sesleniyordu bana. “Soner abi sıkıldım, öylesine dolanıyorum!” dedim. O da, “Gel istersen oturalım, dışarısı çok sıcak!” dedi. Ben de, “Yok ya boşver!” dedim. Aslında gitmek istiyordum, ama annesi evdeyken gitmem yanlış olurdu. “Gel hadi gel, hem ben de sıkılıyorum, evde kimse de yok, sıkıntıdan patlıyorum!” dedi. Evde kimsenin olmadığını duyunca, “Peki geliyorum ozaman, aç kapıyı!” dedim ve kapıya doğru gittim. Kapıyı açtıgında altında ince bir şort, üstünde de bir tişört vardı. Bende ise penye bir etek ve üstümde body. Etek çok kısa değildi, sokakta oynarken açılmasın diye uzun etek giyerdim. İçeri girdim. “Birşey içermisin, soğuk kola var!” dedi. “Olur!” dedim. Kola getirip, oturup TV izlemeye başladık. TV karşısındaki 3’lü koltukta oturuyoduk, birimiz bir köşede, diğerimiz öbür köşede, aramızda bir kişilik boşluk vardı…

Bana, “İstersen uzat ayağını, rahat otur!” falan dedi. Uzattım ayağımı, ama o şekilde de sığmadık, ayaklarım uzun gelmişti. “Kucağıma uzat istersen!” dedi ve ayaklarımı alıp kucağına çekti. O anda ayağımın altında sikini hissettim. Ne çok sert, nede yumuşaktı. Hiç bozuntuya vermemiştim, TV izlemeye devam ediyorduk. O anda içimdeki ses ayaklarınla sikine dokun diyordu. Ayaklarımı hafif hafif oynatmaya başladım. Az önce yarı sert olan siki, yavaş yavaş sertleşmeye başlamıştı. Ne yapıyordum ben böyle? Soner abinin evinde, resmen onun sikini ayağımla okşuyordum. Bunu yaptığıma inanamıyordum. Birden ayaklarımı çekip, “Aay belim ağrıdı, oturayım biraz!” dedim. Kalktığımda yan yana oturur vaziyete gelmiştik. Göz ucuyla baktığımda sikinin kalkık olduğu belli oluyordu. İçimde iyiden iyiye kıpırtılar başlamıştı. Ara ara gözlerimi çaktırmadan sertleşen sikine kaçırıyodum ve dahada istekleniyordum. Soner abi ise ne yapacağını bilemiyordu, sadece TV’ye bakıp duruyordu. İyice sesizleşmiştik ve az önceki o heyecan kalmamıştı…

Ne yapayım diye düşünürken, ayağa kalkıp karşısına geçtim ve ayaklarına küçük bir tekme atıp, gülerek, “Ne bu sessizlik bee?” dedim. O da gülerek, “Yapma kız, kaldırma beni ayağa bak…” dedi. Ben de, “Kalk, napabilceksin ki!” dedim. Amacım onu ayağa kaldırmaktı, ayaktayken sikinin şortunda nasıl göründüğünü merak ediyordum. Ama o da göreceğimi düşünerek kalkmıyordu. Yanına yaklaştım, “Kalk hadi, erkeksen kalk!” dedim ve bir kere daha yavaşça vurup gülmeye başladım. O ise ısrarla, “Git kızım uğraşma, bak…” falan diyordu. Ben tekrar yanına yaklaşıp tekme atacakken, busefer benden hızlı davrandı ve ayağımı yakalayıp hafifçe çekti ve bıraktı. Koltuğun önüne, dizlerimin üstüne düştüm. Doğrulduğumda ise onun tam bacaklarının arasında dizüstünde oturur pozisyonda buldum kendimi. Bacakları aralıktı ve kısa şortunun önünden siki belli oluyordu…

Yine bir sessizlik oldu, öylece kala kaldık. Sadece birbirimize bakıyorduk ki, ilk hamle ondan geldi, bacaklarını biraz daha açıp, beni arasına aldı ve gülerek, “Yakaladım seni, artık kurtulamazsın!” dedi. Ben de, “Bırak beni!” falan deyip, hem yalandan kurtulmaya çalışıyor, hemde çaktırmadan sikine bakmaya devam ediyordum. O ise, “Hadi kurtul, hadi kurtul, kurutlamazsın ki!” falan diyordu. Böyle oynaşırken, bacaklarıyla beni biraz daha kendine çekti. Artık sikine çok yakın duruyordum ve yine birbirimize bakıyoduk. Ben iyice ateşlenmiştim artık, içim çok tuhaftı, çok erkeksi bakıyordu bana, kendimden geçmeye başladım. Ve birden olan oldu, elimi aniden sikine uzattım ve avuçlayarak, “Soner abiii, bu nekadar sert olmuş böyle!” dedim ve sıkmaya başladım. O ise gözlerime bakarak, “Hoşuna gitmedi mi? Hem geçen gün saklanırken nekadar sert olduğunu anlamamışmıydın?” dedi. “Evet farketmiştim!” dedim ve güldüm. Elim halen sikini avuçluyordu…

“Görmek istermisin? Hiç gördün mü?” dedi. Hayatımda hiç görmemiştim (ufak çocuklarınki hariç) ve bu soru beni iyice azdırmıştı. “Ne yani, bana şeyini mi göstermek istiyorsun?” dedim. “Neyimi?” diye sordu gülerek. Ben de gözlerinin içine bakarak, “Sikini!” dedim. “Sen de bana gösterceksen olur!” dedi. Gülerek, “Neyi?” dedim. O da aynı gülümsemeyle, “Amını!” diye cevap verdi. Birden ayağa kalktım, eteğimi yukarı kaldırdım ve külodumu yana sıyırıp, “Çok istiyorsan al bak!” dedim ve amımı net bir şekilde ona yaklaştırdım. Heyecandan gözleri parlıyordu. “Dokunabilir miyim?” diyerek elini amıma uzattı. Ben de, “Sadece dokunabilirsin, başka birşey yapmak yok!” dedim. Kabul edercesine başını salladı ve usul usul amıma dokunmaya başladı. Kendimden geçmiştim, bir erkeğin amıma dokunması beni delirtmişti. Parmakları klitorisimi okşarken, dayanamadım, “Ohhh Soner abi, çok güzel dokunuyorsun!!!” dedim. O da, “Harika bir amın varrr Merve! Süpersin!” diye karşılık verdi. Kalbim sanki amımda atıyordu, artık dayanamıyordum dokunuşlarına, ona belli etmemeye çalışarak orgazm oldum. Artık buna bir dur demem gerekiyordu, yoksa kötü şeyler olcaktı…

Birden kendimi çektim ve “Sıra sende, hadi aç bakalım sikini!” dedim. Yine dizlerimin üstüne çöktüm bacaklarının arasına ve onu izlemeye başladım. Yavaş yavaş sikini dışarı çıkardığında neredeyse aklım da çıkıyordu. Bir sikin bukadar kalın olacağını hiç düşünmemiştim. İlk kez görüyordum ve hayalimde canlandırdığım şeyler bundan daha kısa ve inceydi. Dilim tutulmuş şekilde sikine bakarken, “İstersen dokunabilirsin Merveciğim!” dedi. Ben de sankini bunu bekliyormuşum gibi, yavaşça elimi sikine götürdüm ve avuçlamaya başladım. Soner abi delirmişti sanki, “Off Merve, süpersin, ohhh!” falan gibisinden sesler çıkarıyordu ve bu beni dahada azdırıyordu. “Gel üstüme ters uzan da, aynı anda ben de senin amına dokunayım!” dediğinde, korkumdan olmaz deyiverdim. Aslında çok istiyordum, ama beni oracıkta sikmesinden korkuyordum. “Ozaman devam et nolursun, 31 çektir bana!” dedi. Hayatımda ilkkez duymuştum 31 çektirmeyi, “O ne Soner abi?” dedim. O da sikini sıkıca kavramamı sağlayarak, “İşte böyle aşağı yukarı elinle okşaycaksın!” dedi ve birazcık gösterip ellerini çekti. Ben devam ediyordum. “Harikasın Merveciğim, süpersin!” deyip duruyordu…

Seksle alakalı hiçbir deneyimi olmayan 16 yaşında bir kız olarak yaptığım şey hakkında hiç bir fikrim yoktu. O sırada sadece sikine ve altında sarkan taşaklarına bakıyordum. Öbür elimle de onları okşamaya başlamıştım ki, Soner abi birden, “Ohhhh Merve devam et, süpersin canım, daha hızlı yap!” demeye ve inlemeye başladı. Dediklerini aynen uyguluyordum. Hızlı hızlı okşamaya ve Soner abiyi inletmeye devam ederken, Soner abi benden, (Sik beni Soner!) dememi istedi. Ben de onun zevk aldığını görerek, “Sik beni Soner abiciğim, hadi sik beni!” demeye başladım ki, birden sikinden beyaz şampuana benzeyen bir sıvı fışkırmaya başladığında, hem korktum, hemde çok şaşırdım. Çünkü o ana kadar o fışkıran sıvının Sperm olduğundan haberim bile yoktu. Soner abi delirmiş gibi, “Oohhh canım, tatlım, amını yerim senin!” gibi şeyler söylerken, ben şaşkın şaşkın 31 çektirmeye devam ediyordum. Az sonra sikinden gelen sıvılar bitmiş, artık Soner abi de kendine gelmişti. Bana, “Harikaydın canım!” dediğinde, ben elime bulaşmış spermlere bakıyordum, “Bu ne?” dedim. “Onlar döl canım, erkekler boşaldığında siklerinden bu akar, kadının amına akarsa da çocuk olur!” dedi. Çok utanmıştım ve şaşkındım, hemen kalkıp lavaboya gittim, ellerimi yıkadım ve salonun kapısından Soner abiye, “Benim gitmem lazım!” deyip, evden çıkıp, koşa koşa evime gittim.

İlerleyen günlerde bu olayları düşünürken içimde tahrik olma ve utanma duyguları herzaman birbirine karıştığı için, birdaha Soner abiye yaklaşamadım. Zaten birkaç ay sonrada o mahalleden taşındık ve onu birdaha hiç görmedim…

Ben evlenene kadar bundan başka hiç cinsel bir deneyimim olmadı, ama yıllarca masturbasyon malzemem hep Soner abiyle yaşadığım anlar oldu…

KOMŞUMUN 16 YAŞINDAKİ OĞLUNA SİKTİRDİM KENDİMİ

16 Yaşımdayken 31 Çektirdiğim Yarak! isimli hikayemde anlattıklarım, yıllarca o anları düşünerek mastürbasyon yapmamı sağlamıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen o anları unutamıyor ve inanılmaz zevkler alıyordum. Geçen bu zaman sürecinde aklıma takılan bir başka konuda, Soner abinin benimle ilgili hisleriydi. O kendisinden 5 yaş küçük ve cinsel deneyimi olmayan bir kıza mastürbasyon yaptırırken nekadar zevk almıştı acaba? Yıllarca hep bunu merak ederek yaşadım.

Artık evli bir kadındım ve hayatımda bazı sorumluluklar vardı. Kocamla çok mutluydum, her nekadar bazı geceler yataktaki erkeğin Soner abi olduğunu düşlesem de, kocamla evli olmak harika birşeydi. Evliliğimizin ilk 2 senesi maddi zorluklarla geçti. Kirada geçen zorlu 2 yılın ardından, kocamın ailesinin de desteğiyle bir ev aldık ve taşındık. Güzel bir evdi. Çocukluğumun ve evliliğimin ilk 2 yılının geçtiği yoksul semtlerden kurtulmuş, daha lüx bir semte, İzmir’in denizle iç içe güzel semti Küçükyalı’ya taşınmıştık. Evimizin balkonundan görünen güzel körfez manzarası ve sabahları içimizi açan deniz kokusuyla, kocamla günlerimiz mutluluk içinde geçiyordu.

Komşuluğun olmadığı bir yerde yaşamak, benim gibi insanların iç içe olduğu kenar semtlerde büyümüş bir kadın için biraz garipti belki, ama yine de hayatımdan memnundum. Komşusuzluktan sıkılmışken, apartmana giriş çıkışlarda selamlaştığım Eda hanım adındaki, benden 10 yaş büyük bir bayan içimi ısıtıyor, beni yaşadığım eve dahada bağlıyordu. Güler yüzlü, sevecen bir hanımdı ve onla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Defalarca birbirimizi davet etmemize rağmen, bir türlü gelip gitmek kısmet olmamıştı. Bu durum benim evde yumurtanın kalmadığı bir gün, Eda hanımdan ödünç yumurta almaya gitmemle son buldu. Bir kat altımızdaki evlerinin kapısına giderek kapıyı çaldım. Sanırım evde kimse yoktu, çünkü kapı açılmamıştı. Tam tekrar eve çıkıyordum ki, kapının tıkırtısıyla arkamı döndüm…

Kapı açıldığında biraz şaşkındım, çünkü kapıyı (sonradan 16 yaşına yeni girdiğini öğrendiğim) Serhat açtı ve “Buyrun?” dedi tebessümle. “Merhaba, Eda hanıma bakmıştım ben ama…” dedim. “Annem evde yok abla, markete kadar gitti, birazdan gelir!” dedi. Ben de, “Tamam canım, ben üst komşunuzum, yeni taşındık, adım Merve, daha sonra uğrarım, tekrar teşekkürler!” dedim. “Oldu abla, söylerim anneme!” dedi ve kapıyı kapattı. Güler yüzlü, kendince yakışıklı bir çocuktu Serhat, ilk görüşte kanım kaynamış, sevmiştim keratayı. Eve geldiğimde aklımda markete gidip yumurta ve diğer ihtiyaçlarımı almak vardı. Üstüme birşeyler giyip gideyim diye düşünürken, kapım çaldı. Kapıya koşup baktığımda, kapıdaki Eda hanımdı. Dışarı çıkmak için hazırlandığımdan altım giyinik olmasına rağmen üstümde sütyenimle geziyordum, “Bir saniye!” diye seslenip, kapıdan göğüslerim görünmeyecek şekilde sadece başımı çıkararak, “Pardon Eda hanım, giyiniyordum da, üstüm çıplak… Gelin siz, buyurun!” dedim.

Eda hanım gülümseyerek, “Önemli değil… Bana gelmişsiniz, Serhat söyledi.” dedi. “Evet evde yumurtam bitmişti de, o yüzden rahatsız etmiştim. Ama şimdi ben de markete çıkmak için giyiniyordum.” dedim. “Aaa, lafı mı olur canım, komşuyuz şurda, ben getireyim hemen, hem market kapanmıştır artık, boşuna gidersin!” dedi. Aslında gerçektende saat geç olmuştu, market akşamları saat 8.30 – 9 gibi kapanıyordu. “Peki ozaman, sağolun, ama olmadı böyle…” dedim. “Önemli değil, ben getiririm birazdan!” deyip aşağı kata yöneldi. Ben de kapıyı tam kapatmadan, üstüme birşey geçirmek için odama geçiyordum ki, odama girer girmez, Eda hanım koşar adım kapıya gelmişti bile, kapıyı tıklattı. Ben de, “Buyur buyur, kapı açık!” diyerek yine sütyenimle odamdan çıktım. Ama birden şok geçirmiştim. Çünkü gelen Serhat idi ve beni sütyenimle göğüsler fora bir şekilde görmüştü. Birden, “Ayy pardon!” diyerek, ikimiz de özür diledik ve ben odama kaçtım. Serhat da kafasını öbür tarafa çevirerek beklemeye başladı…

Hemen elime ilk geçen Body’yi üstüme geçirip dışarı çıktım. Serhat hemen, “Özür dilerim abla, sen gel içeri deyince ben de girmiş bulundum, annem yumurta yolladı!” deyip yumurtaları uzattı. “Asıl ben özür dilerim ablacığım, annen sandım seni!” dedim. Serhat ta tekrar, “Pardon abla!” deyip, geldiği gibi yine koşar adım evine gitti. O yaştaki çocuğa resmen göğüs şovu yapmıştım elimde olmadan. Ama benim üzüldüğüm konu o değil, çocuğu utandırmış olmamın verdiği burukluktu.

Aradan geçen zamanla, Eda hanımla samimiyetimiz ilerlemiş, artık ona abla diye hitap etmeye başlamıştım. Eda ablanın kocası genç yaşta vefaat etmişti ve oğlu Serhatla yaşıyorlardı. Eda abla bir muhasebecinin yanında çalışıyordu. Serhat ise Liseye gidiyordu. Okul tatil olduğu için Serhat evde yalnız kalıyor ve babasının erken vefaatı sebebiyle, insanlarla fazla konuşmayan, içine kapalı bir genç olarak zamanını geçiriyordu. Anlayacağınız çok az arkadaşı vardı ve tekbaşına Bilgisayar başında zaman geçiriyordu. Eda ablayla artık samimiyetimiz ilerlediği için, bana, bazı günler o yokken evine gidip Serhat’a yiyecek birşeyler hazırlayabilirmiyim diye sormuştu. Ben de, “Olur abla, ne olacak elime mi yapışacak!” diye kabul etmiştim.

Ertesi gün öğlen alt kata inip Serhat’a birşeyler hazırlamak kapıyı çaldım. Serhat açtı kapıyı, “Merhaba Merve abla, gel buyur, yemek işi sana kaldı ha, annem söyledi, zahmet olacak!” dedi. Ben de, “Yok canım olur mu öyle şey!” deyip içeri girdim. “Ne istersin? Ne hazırlayım sana?” dedim. Kıymalı makarnaya bayılırmış, yapmak için mutfağa girdim ve “Sen bak işine, ben hazırlarım!” dedim. Serhat teşekkür edip odasına gitti.

Yemeği hazırlamıştım. Serhat’a seslendim, “Serhatçığım makarna hazır, istediğinde yiyebilirsin, ben çıkıyorum eve!” dedim. Ama içerden cevap gelmedi. “Serhat?” diye ikinci seslenmemde de karşılıksız kalınca, usulca yarım açık olan kapısından içeri baktım. Serhat yatağına uzanmış, gözleri kapalı, kulağında kulaklıkla müzik dinliyordu. Üstündeki kolsuz tişörtten, yaşına göre kaslı kolları ve altındaki şorttan belli olan önündeki kabarıklık, yıllar önce Soner abiyle yaşadığım günleri aklıma getirmişti ve içim bir hoş olmuştu birden. Ses çıkarmadan bir süre izledim ve sonra kapıdan içeri bir adım girip, biraz daha yüksek bir sesle, “Serhattt!!!” diye seslendim. Bu kez duydu ve “Merve abla kusura bakma müzik dinliyordum!” deyip ayağa kalktı. Kalkmaz olaydı, ayağa kalkmasıyla birlikte, önünde, şortundan dışarı çıkmak istercesine duran o kabarık yarağı gözüme çarptı ve beni mahfetti. Gerçekten de Serhat’ın yarağı çok büyük görünüyordu. Yıllardır kocamla çok mutluydum, sex hayatımız da harikaydı, ama serhatın yarağı aklıma Soner abinin yarağını getirmişti ve çok tahrik olmuştum…

Yanıma gelerek teşekkür etti ve beni kapıya kadar yolcu etti. Eve döndüğümde içimde yıllar öncesinden kalan Soner abinin yarağının görüntüsü vardı. Ve amım sırılsıklam olmuştu. Hemen odama geçip, Soner abinin yarağını düşünerek, amımı okşamaya başladım. Hayalimde o koltuğun üstünde oturuyor, ben de yarağını yalayarak ağzıma alıyorum, emiyorum ve o da ağzıma, yüzüme, boynuma ve göğüslerime boşalıp bana sperm banyosu yaptırıyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü hayalimdeki yarak Soner abinindi, ama yüz Serhat’ın yüzü olmuştu birden. Ve bu beni dahada tahrik ediyordu. Hayalimdeki Soner abi modelinin yerini Serhat aldı, artık onun sikini yaladığımı hayal etmeye başladım ve hayalimde onun yüzüme boşalmasıyla, ben de sessiz sessiz, “Serhat sik beni! Sik beni Serhat!” diye diye boşaldım. Kendime geldiğimde bu düşündüklerimden utanmıştım, nede olsa artık evli barklı bir kadındım ve bu tür şeyler çocukluğumda kalmıştı. Artık kocamdan başka bir erkek düşünemezdim ve bunu küçük bir kaçamak kabul ederek duşa girdim.

Aradan birkaç gün geçmişti ve ben tekrar yemek hazırlamak için Eda ablanın avine indim. Serhat açtı kapıyı ve buyur etti, sonra herzamanki gibi odasına geçti ve ben mutfakta yiyecek birşeyler hazırladım. Bir ara Serhat’ı mutfağın kapısında gördüm. Gülümsedim ve “Ne dikiliyorsun orda?” dedim. O da gülümseyerek, “Hiiç… Seni izliyorum… Çok güzel kokular geliyor, ne pişiriyorsun?” dedi. “Tavuk sote yapıyorum!” dedim. Gelip tavaya baktı ve “Oooo gerçekten harika kokuyor!” dedi. Ama bu sırada arkamdan bana oldukça yaklaşmıştı ve sanki benim kokumdan bahsediyor, benim kokumu içine çekiyordu. Bu beni heycanlandırmıştı ve aklıma evde yaptığım mastürbasyon geldi. Serhat tavaya bakarken, “Çok güzel kokuyor, nefissss!” deyip biraz daha yaklaştı ve azda olsa popoma dokundu. Ben artık iyice ıslanmıştım. Acaba bilerek mi yapıyor diye düşünürken, “Abla ben duşa girsem ayıp olurmu?” dedi. “Yok ablacığım, neden ayıp olsun, bak işine!” diyebildim sadece.

Banyodan su sesi gelmeye başlamıştı. Ama ben hiçte iyi değildim, içimden bir ses gidip Serhat’ı röntgenlememi söylüyordu. İçimden sanki bir orospu konuşuyordu, (Serhat’ın yarağını merak etmiyor musun? Git ve bak!) diyordu. Daha fazla dayanamayıp banyonun kapısına gittim, anahtar deliğinden baktım ve tam karşımda, duşun altında 31 çeken Serhat’ı gördüm. Yarağı kocamandı ve hızlı bir şekilde okşuyordu. Bir anda amım sırılsıklam olmuştu, adeta şelale gibi akıyordu sularım. Dayanamadım ve delikten bakarken amımı okşamaya başladım. Altımda ince penye bir eşofman vardı. Sularımın eşofmanın önünü ıslatmasından korkuyordum ve biraz aşagı sıyırıp külodun üstünden okşamaya başladım. Serhat ta iyice hızlanmıştı. O anda içeri girip kendimi ona siktirmek için yanıyordum, ama cesaret edemiyordum buna. Bu düşüncelerin arasında Serhat’in boşaldığını gördüm ve o anda kendime gelip hızlıca toparlandım ve mutfağa kaçtım. Serhat banyodan çıkmış ve odasına girmişti. Aklımda onla yatmak vardı sadece, kendimi zor tutuyordum. Serhat’a, “Yemeğin hazır canım, ben çıkıyorum yukarı!” deyip, hemen kaçtım ordan. Eve geldim ve Serhat’in yarağını düşünerek matürbasyon yaptım, kendimi tatmin ettim.

Akşam üstü olmuştu, kocamın eve gelip beni sikmesi için sabırsızlanıyordum. Çünkü ancak kocamla bu azgınlığım üstümden gidecekti. Kocamı aradım ve “Aşkım ne zaman geleceksin?” dedim. Ama aksilik bu ya, “Hayatım bu gece biraz geç kalacağım, yetiştirmem gereken işler var!” dedi. Umutlarım yıkılmıştı ve çaresiz geç saatte de olsa kocamın gelmesini bekleyecektim. Saat daha 6 idi ve kocam eve erken geldiğinde bile 9 da anca evde oluyordu. Yani bu gece saat 11-12’ye kadar kudurmaya devam edecektim. Ben de gece için hazırlanmaya karar verdim, bir duşa girdim ve vücudumdaki bütün kılları aldım. Duştan çıkıp saçımı makyajımı yaptım ve kocamın sevdiği siyah iççamaşır takımımı giydim. Dantelli ve sexy bir takımdı, kocam beni böyle görünce deli gibi sikecekti. Üstüme de dizüstü eteğimi giydim ki, kapı çaldı. Saate baktım, 9.30 idi, kocam erken gelerek bana sürpriz yapmıştı. Üzerimde sütyenle kapıya koştum yine. Kapıyı açtım ve “Bekle 1 saniye, girme daha!” dedim. Ses gelmedi, bekliyordu. Eteğimi biraz yukarı çekerek koltuğun üstüne hafif domaldım. Çok sexy göründüğümden emindim ve şuh bir sesle, “Gel tamam!” dedim…

Ama birkez daha şok olmuştum, çünkü gelen yine Serhat idi. Çocuk içeri girdi ve ne oldugunu anlamadan öylece donakaldı. Ben de şoktaydım. (Bu Serhat’in evime ikinci gelişiydi ve beni yine yarı çıplak görüyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü ben de onu banyoda çıplak görmüştüm!). Gözüm hemen sikine kaydı. Siki kalkmıştı ve dışarı çıkmak ister gibi şortunu zorluyordu. “Pardon abla!” deyip kafasını öbür tarafa çevirdi. Ben de en yakın odaya kaçtım. İyice delirmiştim, ben kendimi ona siktirmemek için zor dururken, o sürekli yarı çıplak yakalıyordu beni. Odanın kapısına yaklaştı ve “Abla pardon yaa, yine kaza oldu! Annemden haberin varmı? Geç gelecekmiş te, yiyecek birşey varmı sende diye bakmaya gelmiştim!” dedi. Benden ses çıkmayınca, “Ama boşver abla, yemesemde olur, beklerim annemi…” dedi. Üzülmüştüm, sonuçta suç bendeydi, çocuk nerden bilsin onu kocam sandığımı.

“Bekle bekle!” dedim odadan çıktım, ellerimle göğüslerimi kapatıyordum. Onun ise siki halen sopa gibiydi. İçim iyice tuhaf oldu. O da bana bakıyordu. Güldüm ve “Alıştın artık beni böyle görmeye haa?” dedim. Güldüğüm için o da rahatlamıştı ve gülümsedi. “Gel mutfağa bakalım!” dedim. Artık tahrik olmamın da verdiği rahatlıkla ellerimi göğüslerimden çektim. Ama onun arkamdan popoma baktığını hissediyordum. İyice orospuluk damarlarım kabarmıştı, resmen istiyordum 16 yaşındaki çocuğu. Buz dolabının kapağını açtım ve eğildim. Önünde kısa eteğimden popomun göründüğünden emindim. Artık çok azmıştım, kafamı ona çevirip, “Yemek istediğin özel birşey varmı? Yoksa ben ne verirsem ona razımısın?” dedim gülümseyerek. Bakışları çok farklıydı, bana yıllar önce benim Soner abiye baktığım gibi bakıyordu. “Sen ne verirsen yerim Merve abla!” dedi, ama artık gülmüyordu. “Gel bakalım!” dedim. Yanıma yaklaştı. Ben halen eğilmiş bakıyordum. İyice yaklaştı ve artık tam arkamdaydı…

Kendimi ona doğru götürdüm ve popomu sikine temas ettirdim ve arkamı döndüm, “Ooooo Serhat, ne değiyor bana öyle?” dedim sexy bir sesle. Birşey diyemedi çocukcağız. Popomu sikine biraz daha bastırarak, “Nekadar kalın, sopa mı?” dedim. Serhat fazla dayanamadı ve belimden kendine çekti, iyice yerleşti siki götüme ve “Hayır merve ablacığım, o benim şeyim!” dedi. İyice azmıştım ve “Neyin Serhat? Söyle hadi!” dedim. Gözlerimde sikilmeye hazır bir bakışla ve sexy sexy söylüyordum bunu. Serhat delirmiş gibi bakıyordu ve “Yarrağım Merve abla!” dedi. Gülümsedim, “Ooo nekadar sert o öyle! Peki nereye değiyor şuan farkındamısın?” dedim. “Hayır Merve ablacığım, söyle nerene?” dedi. Sanki yıllar önce Soner abiyle yaşadığım an gibiydi herşey. Gözlerine baktım ve “Amcığıma değiyor canım!” dedim ve bir hamlede külodumu yana çekip, “Bak görüyor musun amcığımı? Yalamak ister misin? Hadi yala amcığımı!” dedim.

Serhat delirmişti, birden amıma yumuldu ve yalamaya başladı. “Oohh Merve abla, çok tatlı amın!” diyordu ve beni delirtiyordu. İyice kendimden geçmiştim ve dönüp sikini okşamaya başladım. Sonra sikini dışarı çıkarıp amıma sürüp başını ıslattım, artık içime girmeye hazırdı. Sikinin başını amımın deliğine yerleştirip, “Hadi!” dedim. Ve Serhat içime girip çıkmaya başlamıştı. Okadar kalın ve sıcaktı ki, dayanamıyordum. Yaklaşık 4-5 dakika o şekilde amıma pompalayıp beni boşalttı. O daha boşalmadan, “Yeter!” deyip ayağa kalktım ve “Şimdi sıra benim isteğimde!” dedim ve salona götürdüm, onu koltuğa oturttum. Siki kocamandı ve önümdeydi. Yıllarca Soner abiye yaptığımı hayal ettiğim ve son zamanlarda aynı şeyi Serhat’a yapmak için delirdiğim şeydeydi sıra. Sikinin başını iştahla emip yalamaya başladım. Serhat delirmişti ve “Oohhh, Merve ablamm benimm, karıcığımm benimmm!” deyip, saçımdan tutup ağzıma vermeye devam ediyordu. Ben de ona yıllar önce aynı Soner abiye dediğim gibi, “Sik beni Serhat! Amımı, götümü, ağzımı, heryerimi sikkk erkeğimmm!” diye inliyordum….

Serhat daha fazla dayanamadı ve şiddetli bir biçimde ağzıma yüzüme fışkırtmaya başladı. Ağzımdan çenemden akan spermler göğüslerime doğru süzülüyordu ve ben halen Serhat’ın yarrağını yalamaya devam ediyordum. Serhat’i boşaltmıştım, şimdi ben de boşalmalıydım. Onu yatırdım koltuğa ve amımı ağzına dayayıp sürtünmeye başladım. Saniyeler içinde ikinci kez boşalıp Orgazm oldum. Serhat’ın da ağzı yüzü amımın sularıyla yıkanmıştı…

Hemen kalktım, onu da kaldırdım ve “Birazdan kocam gelir, çabucak gitmen lazım aşkım!” deyip dudaklarından öpüp evine yolladım…

GENELEVDE İLK SİKTİĞİM AMDAN BİRŞEY ANLAMADIM

Merhaba arkadaşlar. Adım Cem, şu anda 38 yaşındayım ve İstanbul’da oturmaktayım. Bu zamana kadar 31 Seks Hikayeleri sitesinin sıkı bir takipçisi olarak sadece okumaya fırsat bulabildim. Ne zaman yazmaya niyetlendiysem hep bir işim çıktı, yazamadım. Bir word sayfasına yazıp, nerde kaldıysam ordan devam ederek bitirmeyi başardım sonunda.

31’leri saymazsak, sex ile gerçek anlamda tanışmam 16 yaşımda gerçekleşti. Kardeşten farksız, evlerimizin yanyana olduğu ve bütün günümüzün beraber geçtiği arkadaşım Mert ile fırsat buldukça İstanbul’u geziyor, yeni yeni yerler öğreniyorduk. İstanbul’da bilmeyen yoktur, meşhur Zürafa yokuşu ve kerhane vardır. Sonunda iki kafadar oraya gittik. Mert zaten benden 3 yaş büyüktü, ama ben de yaşıma göre boylu ve kalıplıydım. Kapıdaki polis hiç ses çıkarmadı, rahatça içeri girdik. Başladık sıra sıra evleri dolaşmaya. Millet kapıların önünde dizilmiş bakıyor, biz de aralarından bakıyoruz. İçeride iç çamaşırlarıyla oturmuş kadınlar, bazıları laf atıyor, kapıdaki adamlarla konuşmalar falan. Biz de kendi aramızda kadınlar hakkında hem konuşuyor, hemde teker teker dolaşıyoruz…

Bir 20 dakika falan gezdik ki, Mert bir ara başka bir eve bakarken, ben de orada bir duvara yaslandım, etrafa bakınıyordum. Bir ara, “Şşşt!” diye bir ses geldi. Merti’n olduğu taraftaki kalabalıktan bir adam, “Sana sesleniyorlar!” dedi. Gözüm otomatikman Mert’e gitti. Uzaktan göz göze, (Ne var?) dercesine bakarken, Mert, (Bilmiyorum!) diye omuz silkerken, kalabalık ikiye yarıldı, kalabalığın arasında, kapı eşiğinde bir kadın parmaklarıyla ‘Gel!’ işareti yapıyordu. Şöyle sağıma soluma bakındım, benden başka biri mi var diye, ama kimse yoktu. Yavaş yavaş kalabalığın arasından kadının karşısına kadar geldim. Kadın, “Girecekmisin?” dedi. Ben tüm acemiliğimle, “Bilmiyorum…” dedim. Hani hevesimiz var, ama düzen nasıldır, nedir hiçbir bilgimiz yok…

Kadın elimden tuttuğu gibi içeri çekti beni. Ben de mecburen arkasından gittim, ahşap merdivenlerden ikinci kata çıktık. Etrafı oda kapıları olan bir koridora gelmiştik. Merdivenin başında, masada oturan bir adam, masada bol miktarda peçete ve kolonya şişesi vardı. Adam hiç ses çıkarmadı. Kadınla bir odaya girdik. Kadın kapıyı kapatmadan, “Sen soyun, ben geliyorum!” dedi ve çıktı. Ufak bir oda, tek kişilik öylesine bir yatak ve bir çeşmesi bulunan el lavabosu, başka bir şey yoktu içeride. Tişörtümü ve pantolonumu çıkardım, beklemeye başladım. Bir 5 dakika sonra kapı açıldı, kadın tam içeri adımını atmıştı ki, “Eeee, daha soyunmamışsın!” dedi ve gitti. Bu sefer külodumu ve çoraplarımı da çıkardım. Beklerken geldi, “Ha şöyle! Parayı alayım!” dedi. İnanın hatırlamıyorum, ama üzerimde mevcut paranın yarısından bile az cüzi bir rakamdı istediği para. Parayı çıkardım verdim…

Kadın, üzerindeki, südyen olmamasına rağmen göğüslerini kapatan fakat külodunun göründüğü, tek parça tülden geceliği ve külodunu çıkararak hemen yatağa uzandı. Kadın 1.60 boylarında, 60-65 kiloda, minyon tipli, esmer bir hatundu. Yatakta uzandığı yerde ayaklarını başına kadar çekti ve “Hadi gel!” dedi. Ben bu kadar çabuk beklemediğim olay karşısında şaşkın bir şekilde yatağa geçtim. Zaten sikim girdiğim andan beri kazık gibiydi, sikimin başı amcığına değecek şekilde yaklaşmıştım ki, eliyle sikimi tutarak kafasını amına yerleştirdi, “Hadi!” dedi. Ben kendimi biraz ileri verince çok rahat içine kayıverdim. Yavaş yavaş ileri geri yapıyordum ki, daha 3 yada 4. girişimde zangır zangır boşalmaya başladım. Kadın, boşalmam biter bitmez, usta bir manevrayla altımdan sıyrılıp, “Tamam tamam, hadi kalk!” dedi. Ne yaptık, ne oldu, hiç birşeyin farkında değildim, birşey anlamaya fırsat olmadı. Ben giyinmeye çalışırken, kadın bir dizini lavaboya kaldırdı ve amını orada yıkamaya başladı. Sonra o da külodunu giyip, üzerine o tül gibi geceliği geçirdi ve odadan çıktık.

Dışarıya çıktığımda Mert kapıda merakla bekliyordu, “Ne oldu? Çabuk çıktın? Ne yaptın? Nasıldı?” falan sorular sordu. Olanları anlattım. Benden aldığı cesaretle, başka bir kadını gösterek, “Ben de buna girecem!” dedi ve gitti. Bir 10-15 dakika sonra o da çıktı. İkimiz de ogün gerçek birer amcığın içinde boşalmıştık, ama amcık nasıl bir şeydi, biz hangi ara boşaldık, ne hissettik, ne anladık muamma kaldı hep. İlk deneyimimiz buydu, hayat daha neler gösterecekti bilemezdik.

EVLENDİĞİMDEN BERİ KOCAM BENİ SİKİYOR SANIYORDUM

Merhaba ben Bursa’dan Cavidan, 27 yaşında, kapalı giyinen,
ince yapılı, uzun boylu (1.75 cm), 63 kiloda bir bayanım.
Çevremden güzelliğimle ilgili çok sözler duyarım. Evleneli 2 yıl
oldu ve çocuğum yok. Belçika’da yaşayan 36 yaşındaki
teyzemin oğlu İlhan abi (ben ona çocukluğumdan beri abi derim),
eşini ve kızını, karısının memleketi olan
Hatay’a bırakıp köyümüze, yani Bursa’nın bir ilçesi ve onunda
bir köyüne geldi. İlçenin ve köyün adını söylemek istemiyorum.
Annemin kadın hastalığı vardı, İlhan abi, “Hadi
anneni İstanbul’a, doktora götürelim!” dedi. Ben de kocamdan izin
aldım, annemle birlikte, İlhan abinin lüks arabasıyla,
İstanbul’da, tanınmış bir kadın doğum doktoruna
gittik. Annem muayene oldu, rahim kanseri imiş. İlhan abi ile
konuşup, 3-4 gün içinde ameliyat olmasına karar verdik. İlhan
abi bana, “Gelmişken sen de muayene ol!” diye tutturdu. Ben
karşı geldim, ama annem de ısrar edince, utana sıkıla
mecburen, kocamdan başkasına göstermediğim mahrem yerimi, zorla
da olsa doktora gösterdim…

Doktor bana sadece, “Evlimisin?” diye sordu.
Ben de, “Evet.” dedim. Doktor yorum yapmadan dışarı
çıktı, İlhan abi ile görüştü. Sonuç olarak bir
hastalığımın olmadığını söyledi. İlhan
abi doktorla konuşup, annemin ameliyat gününü belirlediler. Doktor,
annemin 10 gün kadar hastanede kalması gerektiğini söyledi. Oradan
ayrıldık. Annem bana söylenmeye başladı, “Kocaman
kadın oldun, daha temiz olmasını beceremiyorsun! Pis
olduğun için mi muayene olmak istemedin?” diye benimle çekişiyor,
İlhan abi bizi dinliyordu. Ama bize müdahale etmedi. Sadece, “Cavidan sen
damadı ara, durumu söyle, en az 10 gün buralardayız, annemin
yanında kalacaksın!” dedi. Ben de aradım. Kocam beni
kırmazdı, hemen kabul etti. O gün hastane yakınında uyduruk
bir otelde kaldık ve ertesi gün annemi hastaneye yatırdık. Sağlam
hasta olduğu için refakatçı kabul etmediler. Biz
dışarı çıktık. İlhan abi, “Hadi ufaklık,
kendimize doğru dürüst bir otel ayarlayalım, buralarda bir hafta
felekten gün çalalım! Ama benimle gezecek ve yaşayacaksan, kendine
bakman gerekiyor, sana biraz bakım yapalım!” deyip, lüks bir kuaförün
önünde durdu…

İçeri girdik, birkaç kadın saçlarını yaptırıyordu. Patroniçeyi
dışarı çağırdı, bir şeyler konuştu,
sonra içeri girip bana patroniçeyi göstererek, “Seni ona emanet ediyorum,
sözünden çıkma, dediklerini yap, ben saat 18.00 gibi alırım
seni!” deyip gitti. Saate baktım, daha yaklaşık 4 saat burada
idim, aklımdan bu kadar zaman ben ne yapacağım burada diye
geçirdim, aynı zamanda İlhan abi boylu poslu, zengin ve
yakışıklı birisi, yengem de olmadığına göre,
herhalde çapkınlık yapmaya gidecek diye düşündüm, soru
sormadım. Patroniçe çalışanlardan birini çağırıp,
“Bu hanımefendiye tırnaktan başlayıp en son saç teline
kadar temizleyip bakım yapılacak. Buradan çıkarken kendini
tanımayacak!” diye emir verdi…

Uzatmayayım, etek traşım dahil, istemesem de bana bakım yaptılar. Bu arada
benimle ilgilenen bayan bana, “Hadi iyisin, zengin birini bulmuşsun, iyi
değerlendir!” dedi. Ben, “O benim abim!” dedimse de, “Ben böyle abileri
çok gördüm, değerlendir derim başka birşey demem!” diye kesip
attı. İlerleyen dakikalarda konuşurken artık abim
demiyordum, desem de inanmayacak diye. “Bak kızım demedi deme,
buradan çıktıktan sonra seni bir mağazaya götürecek, güzel
kıyafetler, yani seksi kıyafetler alacak! Biraz cilve yaparsan
kuyumcuya da götürür seni, güzel hediyeler aldırabilirsin. Daha sonrada
lüks bir otele attı mı, senden
karşılığını isteyecek!” dedi. “Olmaz abla, o öyle
şeyler yapmaz!” filan desem de, “Kızım tecrübelerimiz
konuşuyor, bu dediklerim çıkmazsa gelip bana anlatırsın,
tamam mı?” dedi. Ben de, “Tamam!” dedim. Bu arada benim işim bitti,
oradaki dergilere bakmaya başladım. Renkli kıyafetler, mini
etekler, iç çamaşırları tanıtan dergiyi bayağı
karıştırdım. Bana bakım yapan bayan gelip, “Ha
şöyle, o dergideklerden aldır, kendini ucuza getirme!” diye
kulağıma fısıldadı. İçime kurt girdi, ama yine de
o benim teyzemin oğlu, böyle bir şey olmayacak diye de düşünüyordum.

Saat 18 olduğunda İlhan
abi geldi. Beni görünce, “Ufaklık senmisin?” diye şaka yapıp,
“Sen arabaya git!” dedi. Ben de itirazsız gittim, kuaföre kadar para
ödediğini bilmiyorum. Ama merak ta ediyordum, bayanın dedikleri
olacak mı diye. Arabaya bindi, “Açlık durumu nasıl? Karnımızı
doyuralım mı? Yoksa önce otel mi ayarlayalım?” dedi. Ben cevap
vermeden, “Önce otel!” diye söylendi. Çok lüks bir otele geldik. İlhan abi
iki yataklı bir oda kiraladı ve bir günlük ücretini ödedi, “Memnun
kalırsak, en az 10 gün kalacağız!” dedi. Otelde yemek menüsünü
de öğrendik, oradan çıktık. Benim aklıma kuafördeki
bayanın sözleri geliyordu sürekli. İlhan abi, “Hadi ufaklık,
senin üstüne başına da bir şeyler alalım, güzelliğini
tamamlasın!” dedi. Büyük bir mağazanın park yerine girdik.
Yukarı çıkarken, “Parasını düşünme, limitsiz kredin
var, ne istiyorsan alabilirsin!” dedi. Mağazaya girdik, bizi sanki önceden
tanıyorlarmış gibi samimi bir şekilde
karşıladılar. Benim şaşırdığımı
görünce, İlhan abi, “Arkadaşımın mağazası!” dedi.
Mağaza sahibi Hasan, “İlhanım, mağaza sizin!” deyip bir
bayan çağırdı, “Hanımefendiye yardımcı olun!”
dedi ve İlhan abi ile patron odasına geçtiler…

Ben bir takım iç çamaşırı, herzamankilere benzer şeyler, etek, elbise,
başıma da desenli bir örtü aldım. Masraf olmasın diye de
fiyatlarını soruyordum, fakat söylemiyorlardı. Bir ara benimle
ilgilenen bayan yanımdan ayrıldı, patron
çağırmış. Geri geldiğinde, “Hanımefendi
aldıklarını değiştirmemiz gerekecek!” dedi. “Niye?”
değimde, “Patronun emri, daha güzel şeylerle seni yeniden
tanımlayacağız!” dedi. Ben de pek anlamasam da, tamam demek
zorunda kaldım. Kuafördeki dergide gördüğüm kıyafetlerden
giydirdiler. Bunları yaparken yine kuafördeki bayanın sözleri
aklıma geldi, (Gerçekten İlhan abi beni sikecek mi?) demeye
başladım, bir taraftan da, (Yok olmaz, hem ben evliyim, hem o evli, o
iş olmaz!) diye düşünüyordum. Neyse mağazada işimiz bitti,
İlhan abinin yanına gittik. Tezgahtar bayan, “Efendim, sizin
emrettiğiniz gibi bir şeyler ayarladık!” dedi. İlhan abi
de, “Hadi ufaklık şimdi karnımızı doyurma
zamanı!” dedi. Patron, “Misafirimiz olun, beraber yiyelim?” falan dedi,
ama İlhan abi, “Yok, ufaklıkla baş başa yiyeceğiz!” dedi ve
vedalaşıp çıktık…

Kuafördeki bayanın dedikler bir bir
oluyordu. Şimdi de kuyumcu derse, kesin bu gün sabaha kadar beni sikecek
diye düşünüyordum, bir taraftanda beni sikmek isterse ne yaparım diye
düşünüyorum. Rezillik çıkarma ihtimalim yok ya, herhalde boyun
eğeceğim diye düşünmeye başlamıştım ki, “Aslında
sana şimdi bir kuyumcuya gidip güzelliğini tamamlayacak bir
şeyler daha almamız lazım ya, önce şu karnımız
doyuralım bakalım!” deyip otelin yolunu tuttuk. Otele
vardığımızda, otel görevlileri arabadan 3-4 poşet
alıp odaya götürdüler. Halbuki benim aldığım en fazla 2
poşet olur. Herhalde İlhan abi de kendine birşeyler aldı
diye düşündüm. Otelin lokantasına çıktık, mükellef bir
yemek yedik. İlhan abi yemeğin yanında birşeyler içti, bana
da, “İç!” dedi, ama ben, “İçmem, hayatımda hiç içmedim.” dedim.
“Herşeyin bir ilki var, birşeyler söyleyim de iç!” dedi ve garsonu
çağırıp kırmızı şarap söyledi. İlhan
abiyi kırmamak için bir kadeh içtim. Bana bir kadeh daha doldurup içmem
için ısrar edince, ben içimden, (Tamam, olay anlaşıldı,
itiraz ve kaçış yok bu gece, galiba İlhan abinin
yarağını yiyeceğim!) diye geçirip, kendimi bu gece sikilme
fikrine alıştırmaya çalışıyordum. O
doldurduğu kadehi de içtim, hesabı ödeyip odamıza çıktık…

Kanaat getirmiştim, beni kesin sikecekti,
ama merak ediyordum, bakalım nasıl isteyecek diye. İçeri girince
içeride iki oda vardı, büyük odanın içerisinde büyük bir yatak, küçük
odada da tek kişilik bir yatak vardı. İlhan abi, “Ben duş
alacağım!” deyip duşa girdi. Duşunu aldıktan sonra
havluya sarılarak çıktı, büyük odaya girip, geniş bir
şort giyip, üzerine birşey giymedi. Ben zaten eskiden İlhan
abinin vücudunu biliyordum, ama hiç beni sikmek isteyen biri olarak
bakmamıştım. Çok karizmatik, kaslı bir erkekti. Yatağa
uzandı, “Hadi canım sen de duşunu al, sonra da
aldıklarını bana göster bakalım!” dedi. Ben de duşa
girdim. Her tarafım bakımdan geçmişti, ister istemez elim
amcığıma gitti, (Hadi bugün sana ziyafet var, kadının
dediği gibi tadını çıkaralım!) diye aklımdan
geçirdim ve bu duygu hoşuma gitmeye başlamıştı…

Banyodan çıktım, “Hadi göster şunları bakayım!” deyince,
içeri girmeden, “Abi ben utanırım, bunları sana gösteremem!” dedim. “Hadi utanma,
utanılacak birşey yok, giy bakayım!” dedi. Utana
sıkıla, iççamaşırların aralarında en masum
olanlarını giyip, üzerime de bornozu giyip içeri girdim. Bana
gülerek, “Ne o kız, mağazadan bornoz mu aldın?” dedi.
“Hayır, utanıyorum!” dedim. “Bak kalkarım şimdi, hadi!”
deyince, arkamı dönüp bornozu çıkardım. “Vay vayyy! Bizim
ufaklığa bak! Bu ne güzellik kız? Vücudun hiç
bozulmamış, yoksa daha kız mısın?” dedi. “Abi yaa,
biliyorsun ki evliyim!” dedim. “Hadi önünü dön!” dedi. “Dönemem!” falan
dediysem de, “Burda biz bizeyiz, hadi dön!” dedi. Utana sıkıla
döndüm. “Vayyyy, tahminimden de güzelmiş! Hadi diğerlerini de
göster!” diye emretti. Ben de kayıtsız şartsız uydum,
mağazada elime bile alamadığım külodu ve aynı renkteki
sütyeni giydim. Kendimi podyumlardaki mankenlere benzeterek içeri girdim.
Elimle amcığımı kapatmaya çalışıyordum, “Çek
kız elini! Onun kıymetini bilmeyen birine seni verdik diye zaten
vicdan azabı duyuyorum!” dedi. “Niye öyle diyorsun abi?” dediğimde,
“Peki doktor sana niye evlimisin diye sordu, biliyormusun?” dedi. “Hayır,
bilmiyorum…” dedim. “Ben biliyorum, ama daha sonra söylerim!” dedi.
Bu arada sürekli eliyle kalkan yarağını kapatmaya çalışıyordu.

Biraz sonra, “Hepsi bukadar mı aldıkların?” diye sordu. “Benim almadığım
kıyafetler de var burada, herhalde yanlış göndermişler?”
dedim. “Hayır yanlış değil, ben aldım! Onları da
yarın giyersin. Yoruldun, gel yanıma otur, biraz muhabbet edelim!”
deyip yanına çağırdı. Zaten üstümdeki iççamaşırlarıyla
her yanım açıkta gibiydi, utanarak yanına vardım,
yatağın kenarına oturdum. Günümün nasıl geçtiğini
filan sordu, “Utanıyorsan şu battaniyenin altına gir!” dedi. “İyi
olur!” deyip yatağa girdim. Bir süre sonra saçlarımı
okşamaya başladı, “O pezevenk kocan senin kıymetini
bilmiyor, üzülüyorum senin için!” dedi. Benim yanıma
yanaşıyordu. Bir anda dirseğinin üzerine kalkarak, “Sana
kadınlığını yaşatmak istiyorum, bana müsaade
edermisin?” dedi. “Nasıl olur, sen benim abim sayılırsın!” dedim. “Bugün
olmayıveririz!” dedi. “Yapamam!” filan dedim, ama o, “Sen
yapmayacaksın, ben yapacağım! Eğer utanırsan, beni
görme, çek şu battaniyeyi başına!” deyip, başıma çekti…

“Abi yapma!” filan dedim, ama çare yoktu, bu
gün beni sikecekti, hiç olmazsa o zevk alsın diye, ona arkamı döndüm.
Arkadan yanaşıp, saçlarımı koklayıp, kulak memelerimi
öpmeye başladı. Kocamda görmediğim bir heyecan duyuyordum. Bir
taraftan da varlığı ile yokluğu tartışılır
külodumu ve südyenimi çıkardı, arkama kazık gibi ve alev alev yanan
yarağını dayadı. Ben yönümü dönemiyordum, ama arkadan
amcığıma geçireceğini hissediyordum. Biraz öptükten sonra
beni çevirdi. Gözlerimi açamıyorum, ama müthiş heyecan duyuyordum.
Taa aşağılara, ayağıma kadar indi, öpüp yalayarak
amcığıma kadar gelince, “Annenin konuşmasından
burasının kıllı olduğunu tahmin etmiştim, ama tam
bana göre hazırlamışlar, onlara teşekkür ediyorum!” deyip,
diliyle amımın dudaklarını açmaya başladı. Kocam
daha beni doğru dürüst soyup ta amıma bakmamıştı bile…

Ufak ufak gözlerimi açıp bakmaya
başladım. O amımı yaladıkça, ben de popomu
kaldırarak, dilinin daha derinlere girmesini sağlıyordum.
Yukarılara doğru uzandı, memelerimi okşamaya
başladı. Memelerim avuçlarında kayboluyordu. Böylesine bir zevk
alacağımı düşünmüyordum, onun yaptığı
masrafların karşılığı olarak onunla görev olarak
birlikte olur gider yatarım diye düşünüyordum. Ama resmen
kudurmuştum. Bir an önce yarağını görmek ve yemek
istiyordum. Dudaklarımı öperken, aşağıdan da
amcığımı birşeyler zorluyordu. Fakat onun altında
şort vardı. Biraz daha dudaklarımı öptükten sonra aniden
üzerimden kalktı ve “1 saniye bekle!” deyip diğer odaya geçti. Biraz
sonra elinde bir rulo kağıt havlu ve çırıl çıplak
olarak içeri girdi. Ben gördüğüme inanamadım, önündeki yarak
eşşek siki gibi sağa sola sallanıyordu.
Yarağından gözümü alamadığımı görünce, “Ne o,
daha önce hiç yarak görmedin mi?” deyip yatağın kenarına gelip
dikildi. Elini bana uzatarak benim yataktan doğrulmamı
sağladı ve yatağın kenarına çekerek
ayaklarımı aşağıya indirdi. O koca şey şimdi
ağzımın hizasına geldi. “Hadi, ne duruyorsun, ellesene!” diye emretti…

Korka korka ellemeye
çalışıyordum ki, “Bu ne kız, taze gelinin yarağa
dokunduğu gibi dokunuyorsun! İlk defa mı yarak görüyorsun?” dedi.
“Böylesini ilk defa görüyorum!” dedim. Elimi değdiğimde kazık
gibi olduğunu hissettim. Dibine kadar sıvazlayarak elledim.
Saçımdan tutarak yarağını ağzıma sokmaya
çalışıyordu. Bense sadece başının etrafına
dudaklarımı değdirebiliyordum. Bir anda kollarımdan tutarak
kaldırdı. Zaten benden çok uzun boylu ve güçlü idi. Göğsüne
başımı bastırıp, popomu avuçlayarak beni kendine
çekti, yarağını aramızda
sıkıştırmıştık. Biraz böyle bekledikten
sonra beni kucakladığı gibi yukarı kaldırdı. Ben
de düşmemek için boynuna sarılıp bacaklarımı beline
doladım. Bu pozisyonda sanki yarağını
bacaklarımın arasına aldım, amcığımın
dudakları arasına sıkıştırmıştım.
Biraz dans eder gibi sarılı durduk, sonra yavaşça beni
yatağa yatırdı, bacaklarımı onuzuna alarak, o kocaman
şeyin dibinden tutarak, aşağı yukarı kaygan
amcığıma sürtmeye başladı. Korkuyordum aslında,
ama ne olacaksa olsun artık diye düşünüyordum…

Aşağı eğilerek, “Benim
küçük sevgilim, şimdiye kadar sana kadınlığını
hissetirmemişler, hazırmısın?” diye sordu. Gözlerimle evet
dediğim anda dudağıma yapıştı ve abandı.
Sanki amcığıma birisi kolunu sokuyordu. Dudakları
dudaklarımı hapsettiği için bağıramadım, ama geri
itelemeye çalıştım. Ne mümkün, dibini bulmuştu. Biraz öyle
bekledi. Dudaklarımı ağzından kurtardım ve “Offf, ne
yaptın abi, biryerlerim yırtıldı!” dedim.
“Kızlığını bozdum, kocan olacak beceriksiz seni 2
yıldır adam gibi sikememiş, doktor senin halen kız
olduğunu söyledi bana!” deyip, biraz geri çekilerek yatağın
başında bulunan kâğıt havluyu alarak altıma koydu,
sonra yarağını amcığımdan çekti ve kanların
akmasını sağladı. Ben kanı görünce
kızlığımın daha yeni bozulduğuna kanaat getirdim…

Amcığımdaki ve
yarağındaki kanları sildikten sonra, yarağını
yeniden soktu amcığıma. Yavaş yavaş dibine kadar girip
çıkıyordu. Memelerimi emiyor, dudaklarımı öpüyor, güzel
sözler söylüyordu. Az sonra beni bir titreme tuttu, amcığım
karıncalanmaya başladı, gözlerim kaydı,
bayılacakmışım gibi, sanki uçacakmışım gibi
hissediyordum kendimi. Hiç böyle olmamıştım, gelmek böyle oluyor
demek ki diye düşündüm. Ne kadar süre beni böyle sikti bilmem ama, bana
bayağı uzun geldi. Ben bu sürede 2 sefer daha geldim herhalde.
Sonunda o da gelmek üzereydi, “Hamile kalmak istermisin canım?” dedi. Ben
hemen, “Hayırrr!” dedim. O da o kocaman yarağını amcığımdan
yavaş yavaş çıkararak, dibinden tutup göbeğime doğru
attırmaya başladı. 2 yıldır evliyim, kocamın
böyle tazzikli attırdığını görmemiştim. Bana
kağıt havluyu vererek temizlenmemi işaret etti. Ama ben iyice
yorulmuştum, ellerimi ve bacaklarımı yana açarak yatağa ölü
gibi uzandım. “Ah yavrum, çok mu yoruldun? Sen kıpırdama ben
sana hizmet ederim!” deyip beni temizledi. Sonra yanıma yatıp,
arkamdan sarıldı ve “Dinlen sevgilim, geceler uzun, artık
benimsin, benim iznim artık bitene kadar buradayız, tamam mı?”
dedi. “Sen nasıl istersen abiciğim!” dedim.

İlk gecemizde 2 defa daha pozisyon değiştirerek sikiştik. Ertesi gün kendimize geldiğimizde, hastaneye annemin yanına gittik. Annem bendeki değişikliği görünce, “Ha şöyle, kadına
benzemişsin! Aferin İlhan oğlum, iyi yapmışsın!” dedi. Sanki benim ilk defa adam gibi yarak yediğimi hissetmiş gibiydi. Annemin ameliyatı zor geçti. Ama biz 10 gün balayı yaptık. Son sikiştiğimizde hamile kalmaya karar verdim ve içime boşalmasını sağladım. Köye gidince de, “Doktorda tedavi oldum!” deyip kocamla yattım.

Şimdi İlhan abiye benzeyen bir çocuğum var.